26 Ağustos 2009 Çarşamba

Yalancı Revani - Sürpriz Kurabiye

Ramazan ayının vazgeçilmezidir tatlılar
tatlı almayı unuttunuz mu dert etmeyin
kısa sürede yapacağınız pratik bir tarifim var
hemen paylaşıyorum.

YALANCI REVANİ
















2 adet yumurta
3 kahve fincanı şeker
5 kahve fincanı un
2 yemek kaşığı yoğurt
1 paket kabartma tozu

Şerbeti:
3 su bardağı su
3 su bardağı toz şeker


(Şerbeti kaynatmıyoruz, soğuk suda şekeri eritiyoruz. Sıcak tatlının üzerine şerbeti döküyoruz.)

.
.

SÜRPRİZ KURABİYE

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
1 paket yumuşak margarin
2 adet haşlanmış yumurtanın sarısı
4 yemek kaşığı toz şeker
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
Fırından çıkan sıcak kurabiyeleri
3 yemek kaşığı toz şeker
3 yemek kaşığı kakao karışımına buluyoruz.
AFİYET OLSUN

9 Ağustos 2009 Pazar

İşe başladım


Merhaba Arkadaşlar

Uzun bir izin döneminin ardından tekrar iş hayatına döndüm

Oğlum 13 aylık oldu bakıcımıza emanet edip geçtiğimiz pazartesi başladım işe . . .

5 Ağustos 2009 Çarşamba

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Dere Kızık Köyü - Saitabat Şelalesi



Arkadaşlar bugün öğleden sonrayı Derekızık Köyünde geçirdik.

Uzun zamandır aklımızda olan bir yerdi görmek bugün kısmet oldu

Bursa'yı seviyorum dağıyla, deniziyle tüm doğası ve tarihiyle güzel bir yer

Şimdi bugünkü gezimizden fotoğrafları ekliyorum.
.
Bakalım burayı beğenecekmisiniz ?
Seyi.
.
Saitabat Şelalesi
.
.
Şelalenin buz gibi suyunun içinden aktığı bir lokantaya girdik. (Şelale Doğa Restaurant)
.
.
Açıkçası hepimiz buraya hayran kaldık .
.
.
Etler ve mezeler harikaydı. Mis gibi kızarmış ekmek... Hele kiremitte sunulan tahin pekmez ve cevizle hazırlanan ve deeee dondurmayla ikram edilen sıcak tatlı bambaşkaydı. (onun fotosunu çekmemişim üzgünüm)
.
.
Çayda pek lezzetliydi.
.
.
Salıncak sefamız...
.
.
Uyku zamanı ;)
.
.
Ördeklere bayıldık aynı zamanda suyun içinde alabalıklarda vardı.
.
.
Şu duruşa bakın nasıl asil :))))
Hele suya dalan ördekler nasıl ama çok komik görünüyorlar değil mi?
Biz bu hallerine çok güldük :))))))))))
.

31 Temmuz 2009 Cuma

Bugün benim doğum günüm

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM
.
KOCA BİR PASTA YAPTIRDIM
.
HADİ BAKALIM BEKLİYORUM





pasta netten alıntıdır...

28 Temmuz 2009 Salı

Dostluk iplerini koparmayın

Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış... Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini... Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, "Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer" diye söylenmiş. Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar,"Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?" diye düşünmeye başlamış. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadam, terzinin yanına yaklaşıp, "Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim" deyince, "Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş" diye yanıt vermiş terzi. Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş. "Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?" diye soran yaşlı adam, "Ben terziyim" yanıtını alınca "Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi. Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık "ünlü işadamı" diye anılır olmuş. Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş. Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş. Ve başlamış anlatmaya: "Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş. Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona "Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın" demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış. Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın..." Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş... Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle.......

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Önce oğlumun doğum gününü kutladık, sonra tatile çıktık

Evet dostlar iki hafta kadar aradan sonra tekrar birlikteyiz.
12 Temmuzda oğlumun doğum gününü kutladıktan sonra

tatile çıktık. Önce Kuşadası ardından Bodrum'a gittik

biz ailecek çok güzel vakit geçirdik ya siz ben yokken neler yaptınız?

bu hafta tek tek gezicem bloglarınızı....


işte bizden bir kaç kare

OĞLUMUN DOĞUM GÜNÜ

Kuzumun şaşkın bakışları altında kestik pastamızı
.
İyki doğdun MELİH seninle tamamlandık

seni çok seviyoruz


TATİL FOTOĞRAFLARIMIZDAN